Pages

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Uyandığında kendini devcileyin bir böcek olarak buldu.


Kafka’nın 130. Doğum günü bugün. Hakkında çıkan bazı yazıları şöyle bir tararken benimde hakkında söyleyecek bir şeylerim olduğunu fark ettim. 41 yıl ancak yaşayan ve veremden ölen bu adamın kitaplarını okuma şansını; yakın arkadaşı Max Brod’a borçlu olduğumuzu biliyor muydunuz?
Yaşamı boyunca basılan tek kitabı; yani Gregor Samsa karakteriyle tanıdığımız ailesiyle yaşayan ve kendini her gün dönüşen, değişen dev bir böceğe benzeterek yaşamındaki sıkışmışlığı ve aldatılmışlığı işleyen dönüşüm kitabından başkası değildi.
Şato, Amerika, Dava, Babaya mektup; onun en önemli eserleri arasında. Tüm kitaplarında ve kendi yaşam tarzından da anlaşılacağı üzere Prag’da yaşayan Alman asıllı Yahudi bir babadan olan Franz’ın sürekli babasıyla yaşadığı ve yıllar geçtikçe konuşacak tek kelime bulamayan bu adamın, içini Babaya mektupta döktüğünü söyleyebilirim. Tam olarak ailesinde nasıl bir yaşantısı olduğunu kestiremiyorum ama Kafka’da ki baba sorunsalı incelemeye değer. Katı ve kuralcı olan baba altında ezilen, naif ve sessiz bir çocuk olduğunu, duygularını açıklamasına hiç fırsat verilmediğini, bu yüzden yazdığını, ölümüne yakın da gönderdiği mektuplarının dahi, arkadaşı Max tarafından toplanıp yakılmasını istemesinden anlayabiliyoruz.

Özetlemek gerekirse yaşamını acı içinde sürdüren ve birlikte olduğu kadınları bir türlü ailesine (aslında babasına) beğendiremeyen, sürekli zayıf ve çelimsiz bu adam için bu gün; 130 yıl sonra iyi ki doğdun ve yazdın diyebilmek tuhaf ve bencilce insanoğlu için. Onun acılarından beslenerek yazılan yazılar ya da ilham verdiği yazarlar içinse bir ironi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder